21 Temmuz 2014 Pazartesi

Yaz Okuma Şenliği 1. Ay


Okuma Şenliği Yaz'ın 1. ayının sonuna gelmişiz haberim yok. Ben kötü okumadığımı düşünüyordum. Fakat ilk ay raporlarına baktım da bayağı okumuş herkes. Listemde de çok sık değişiklik oldu. Karar veremedim bir türlü o yüzden sık sık güncelleme yaptım.


Bu da benim mütevazi okunmuşlar listem:


10. Kategori: Fantastik kurgu/bilim kurgu/distopya/steampunk vb. türde bir kitap
Simyacı / Paulo Coelho / Can Yayınları / 187 sayfa

22. Kategori: İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap
Kuralsız / Veronica Roth / Artemis Yayınları / 504 sayfa

26. Kategori: Üç kitaplık bir seri veya aynı seriden üç kitap
Yüzük Kardeşliği / J. R. R. Tolkien / Metis Yayınları / 486 sayfa

27. Kategori: İsminde zıt anlamlı kelimeler olan iki kitap
Uzun Dünya / Terry Pratchett-Stephen Baxter / İthaki Yayınları / 415 sayfa

28. Kategori: Goodreads'in "Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap" listesinden üç kitap
Sırça Fanus / Sylvia Plath / Kırmızı Kedi Yayınları / 251 sayfa

Puan Hesaplama:
5x10=50
1843 sayfa da eder 18 puan

Toplamda sadece 68 puancığım varmış.

20 Temmuz 2014 Pazar

Simyacı - Paulo Coelho

Can Yayınları
187 sayfa

Simyacı her zaman okumak istediğim fakat almaya elimin gitmediği bir kitaptı. Fakat bu fikrim 25. yıl özel baskısının çıktığını görünce değişti. İnternetten kitap alırken kitapçıya gider bakarım önce nasıl içi diye. Fakat Simyacı'da yapmadım bunu, direkt sipariş verdim. O yüzdendir ki kargo gelince büyük bir şok yaşadım. Çünkü kitap tahmine ettiğimden çook daha güzel çıktı. Sert bir kutunun içinde harika bir cilt, içinde birbirinden güzel resimler... Kafayı yemeyeyim de ne yapayım, harika!

Metroda başladım ben de kitaba. Sırf yolculuk yapmak, etrafı görmek, öğrenmek için çobanlık yapan Santiago'nun "kişisel menkıbesi"ni gerçekleştirmesini anlatıyor kitap.

Santiago bir rüya görür. Bu rüyada Mısır Piramitleri'ne gitmesini, orada bir hazinenin orada kendisini beklediğini öğrenir. O da çıkar yola. Başına bir sürü belalar fakat bir o kadar güzel de şeyler gelir. Koyunlarını satmak zorunda kalır, aşık olur... Fakat evren ona menkıbesini gerçekleştirmek için hep yardım eder.

Paulo Coelho'nun ilk olarak Brida'sını okumuştum ve Brida benim için hep bir hayal kırıklığı olarak kalmıştır. "Bu mu yani?" demiştim. O yüzden biraz ön yargılı başladım okumaya. 

Demiştim metroda başladım okumaya ama devamlı aktarma yapmak durumundaydım, bir rahat okuyamadım. Ne zaman oturabileceğim, hatta ayakta dahi olsam sağlamca durabileceğim bir yer bulsam durmaksızın okudum. Başlarında adeta büyüledi. Masal tadındaydı. Santiago'nun başına gelenlere adeta zılgıt atar hale geldim.

Ama ne yazık ki sonlara doğru biraz sıkmaya başladı. Ama kitabın o kadar güzel bir anlatımı var ki konu sıktığı halde çok büyük bir zevk alıyorsunuz. O kadar da güzel bitti ki, bittiğinde kocaman bir gülümseme kaldı yüzümde.

18 Temmuz 2014 Cuma

Sırça Fanus - Sylvia Plath

Kırmızı Kedi Yayınları
251 sayfa

Parlak bir üniversite öğrencisi olan Esther Greenwood, 1950'lerde yayın dünyasında acımasız bir rekabetin sürdüğü New York'a büyük hayallerle gelir ve önemli bir moda dergisinde iş bulur. Kapıldığı beklentilerle karşısına çıkan fırsatların yoğunluğu, masumluğunu yitiren genç kızın zamanla kaldıramayacağı bir boyuta ulaşır ve Esther kendini tam bir karabasanın içinde bulur. Kimlik arayışı peşinde ürkütücü bir yola giren duyarlı ve hevesli bir genç kadının üniversite yılları, erkeklerle ilişkileri, yaşadığı çöküş, intihar girişimleri ve gördüğü psikolojik tedaviler mizahi bakış açısı unutulmadan son derece içtenlikle işlenmiş. 

Sylvia Plath'in kendi yaşamından yola çıkarak yazdığı bir kitapmış Sırça Fanus. Konusunun da yukarıda anlatıldığı gibi olduğunu düşünmüyorum. Ben bu yazıyı okurken bambaşka şeyler tasarlamıştım kafamda. En ufak bir kısmı bile uyuşmadı. 

Depresyon içerikli bir kitap. Böyle deyince olmadı pek ama öyle. Esther'in dünyası karanlık. Kitapta da sık sık tekrar ettiği gibi nevrotik bir kişiliğe sahip. Hiçbir şeye uyum sağlayamıyor. İyileşmek istediği de pek söylenemez.

Açıkçası bu kitabın övgüsünü çok duymuştum ama beni hayal kırıklığına uğrattı. Kitabın dili çok güzel, anlattığı her şeyi çok iyi hissedebiliyorsunuz. O yüzdendir ki beni sıktı. Esther kendi gibi hissettirdi adeta.

Yaz için biçilmiş kaftan olduğu söylenemez. Üst üste okuduğum fantastik kitaplardan sonra kendime getirdi beni. Gerçek dünya burada dedirtti.

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Kitap Tanıtımı: Guguk Kuşu - Robert Galbraith

Pegasus Yayınları
544 sayfa

Karla kaplı bir gecede, ışıltılı hayatıyla magazin haberlerinin gündeminden düşmeyeli güzeller güzeli Lula Landry evinin balkonundan düşüp hayatını kaybeder. Tüm deliller intiharı işaret ederken Lula!nın ağabeyi John, cinayet şüphesiyle Özel Dedektif Cormoran Strike'ın kapısını çalar.

Eski bir asker olan ve hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük yaralar alan Cormoran Strike bir dönüm noktasındadır. Lula'nın ölümünün ardındaki geçeği araştırmak, bir yandan sorunlarıyla boğuşurken tamamen dibe batmaması için bir umut olur. Fakat şüpheler ve ipuçları bir araya gelmeye başladığında Strike bu gizemin, içinden çıkılmaz bir labirente dönüşeceğinin farkına varır...


Daha önce hiç kitap tanıtımı yazmamıştım, yazacağımı da düşünmüyordum. Ama bu yazı tanıtımdan çok bilgilendirme bana göre. 

İdefix'te günlük gezinitimi yaparken Guguk Kuşu adlı bir kitap dikkatimi çekti. Normalde bakmazdım eminim ama birden gözüme çarptı. Guguk Kuşu Robert Galbraith tarafından yazılmış bir kitap. Robert Galbraith tarafından yazıldığına bakmayın aslında yazarı J. K. Rowling. 

Rowling Harry Potter'dan sonra yetişkinler için bir polisiye olan Boş Koltuk'u yazmıştı. Harry Potter hastası biri olarak gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Ama okuduktan sonra bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Gerçi şu anda diyorum fena bir kitap değildi diye ama o zaman gerçekten çok şaşırmıştım. HP'daki gibi muhteşem bir kurgu bekliyordum. 

Rowling ablamız demiş ki bir mahlasla yayınlayayım kitabımı bakalım okunacak mı? Çünkü kitap kötü de olsa kitabın üstünde nal gibi Rowling yazacağından insanların gözünde başka bir izlenim yaratıp satacaktı kitap. O da o yüzdendir ki saklamış adını. Ta ki avukatı kitabın yazarının Rowling olduğunu açıklayana kadar... Tabii sonra hemencecik dava edilmiş. Haber için buraya bakabilirsiniz.

Rowling ikinci kitap olan The Silkworm'u yazmış. Ama ilk kitabın basılması bu kadar sürmüşse çabucak Türkçe'ye çevrilmesini beklememek gerekir.

Yüzük Kardeşliği (Yüzüklerin Efendisi #1) - J. R. R. Tolkien

Metis Yayınları
486 sayfa

Eveet, artık LOTR serisine başlamış bulunmaktayım. Daha önce Hobbit'i okumuş, devamını okumayı da kafama koymuştum.

Gerek çocukluğumda, gerekse ergenliğimde LOTR filmlerini milyonlarca kez izlemiştim. Abimin kitaplığındaki eski LOTR kitaplarına da bakıp bakıp "Acaba okusam mı?" diye de iç geçirirdim. Ama ne zaman okumaya başlasam önsözden öteye gidemezdim.

Hobbit'i okuduktan sonra iyice kafama takıp attım okuma listeme. He bu arada Hobbit yazıma da buradan bakabilirsiniz. Evdeki eski basımları okumak istemiyordum. Kitaplığımda durmazsa olmaz çünkü. :) E aynısı da alınmazdı. Hal böyle olunca ben de tek cilt özel basımını aldım.

Konusunu birçoğumuz biliyoruz aslında. Amcasından kalan yüzüğün sırrının çözülmesiyle başlayan macerada Frodo Shire'dan ayrılarak Orta Dünya'nın en korkunç bölgelerinden geçip yüzüğü yok etmesi gerekmektedir. Ama bu yolculukta tabii ki yalnız olmayacaktır. Sekiz yoldaş görevi tamamlamasında yardımcı olmak için seferber olur.

Filmini çok kez izlediğim için neler olacağını biliyordum. Kitabın film ile ayrılan noktaları tabii ki vardı. Ama fazla olduğu da söylenemez.


Ya Tolkien'e denilecek söz yok. Böyle bir hayalgücü yoktur ki baştan başa yepyeni bir dünya yazabilsin. Hobbit'te de yepyeni bir dünya vardı karşımızda. Fakat LOTR bambaşka bir dünya. Sakın yanlış anlaşılmasın ikisi de Orta Dünya'da geçiyor. :)

Klasikleri okuduktan sonra yorum yapmıyorum. Ne bileyim bi Dostoyevski'yi nasıl yorumlayabilirim ki? Bu kitap da öyleydi benim için. Bir klasik. O yüzden bana yorum yapmak düşmez. Fantastik sevseniz de, sevmeseniz de herkesin okuması gereken kitaplar arasında olduğunu düşünüyorum. 

6 Temmuz 2014 Pazar

Uzun Dünya (Uzun Dünya #1) - Terry Pratchett/Stephen Baxter


İthaki Yayınları
415 sayfa

Dünya'daki kaynaklar kısıtlı olmasaydı, insanlık nasıl gelişirdi? Paralel dünyalar arasında yolculuk yapılmasını sağlayan "adımlayıcı"nın icadıyla, asırlardır yalnız olduğu düşünülen Dünya ve insanlık için yeni bir dönem başlamıştır. Ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok yeni dünyanın keşfedilmesini sağlayan bu aygıt, insanlığa sonsuz ihtimaller sunar. Doğuştan "Adımlayıcı" olanların ise buna ihtiyacı yoktur. Evrimin farklı bir yol izlemesi, dinozorların hayatta olması, homo sapienslerin var olması gibi "küçük" ayrıntılar göz ardı edildiğinde, yan yana sıralanan her Dünya birbiriyle aynıdır.

Kitabımızın baş kahramanı Joshua doğuştan adımlayıcı. Diğer insanların gözünde adeta Superman. Ve bu Superman'liğinin avantajını kullanarak en sevdiğim karakter olan Lobsang ile Uzun Dünya'nın derinliklerine keşfe çıkıyorlar.

Uzun Dünya'nın kapağını görünce, üstüne bir de arka kapağını okuyunca dedim "Ben bu kitabı alırım." Yeni bir bilim kurgu okuyucusu olduğumdan paralel evrenler konusu da merak uyandırdı. Ama bilindiği üzere İthaki ucuz bir yayınevi olmadığı için biraz beklemede kaldı. Ama yiğidi öldür, hakkını yeme. Sık sık çok güzel indirim yapıyorlar. Hal böyle olunca indirimi görür görmez attım sepete. :)

Dediğim gibi konusu çok hoşuma gittiği için büyük bir şevkle okumaya başladım. Dili çok güzel. Farkında bile olmadan akıyor, gidiyor. Olay kurgusu hayal ettiğimden biraz farklıydı. Ama kitap beni o kadar sardı ki bir süre sonra nasıl hayal ettiğim aklıma bile gelmedi. Birçok farklı açıdan anlatılıyor, sık sık geçmişe dönülüyor. 

Karakterler de çok güzeldi. Rahibeler taradından büyütülen, insanlardan kaçıp Esas Dünya'dan sık sık uzaklaşan yabani Joshua. Bir önceki yaşantısında Tibetli bir motorsiklet tamircisi olan robot Lobsang. 

Birçok farklı yerden alıntılar vardı. Şehir ve Yıldızlar'dan tutun da, Sineklerin Tanrısı'na kadar birçok filmden, kitaptan alıntılarla doluydu.

Uzun Dünya, Uzun Dünya üçlemesinin ilk kitabı. Uzun Savaş ve Uzun Mars yazılmış durumda, çevrilmeyi bekliyorlar.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...