16 Aralık 2014 Salı

Labirent: Ölümcül Kaçış (Labirent #1) - James Dashner

Pegasus Yayınları
408 sayfa

Kahramanımız Thomas kendini tanımadığı bir yerde, bir asansörde bulur. Hayatıyla ilgili hatırlayabildiği tek şey ismidir. Asansörden çıktığında kendini Kayran'da bulur. Sadece Thomas değil tüm Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. 

Kimse orada olmaktan memnun olmasa da Kayran'da bir düzen vardır. Çevrelerini saran dört duvar ve o duvardan her sabah açılan ve her akşam kapanan kapılar vardır ki o kapılar kitabımızın ana konusu olan labirentin girişleridir. Labirenti çözmek imkansız gibi gözükmektedir fakat Thomas'ın gelmesiyle her şey değişmeye başlayacaktır.

Kitaba başlar başlamaz kocaman bir serüvenin içine giriyorsunuz. Heyecan durmak bilmiyor. Her bölümü "Yok artıık!" diye bitirmeniz olası. Kitap baştan aşağı hareket, baştan aşağı macera içerdiğinden son 100 sayfası alıp uçuruyor sizi. Şahsen ben hiç ara vermeden, nefes dahi almadan bitirdim son 100 sayfayı. Zaten öyle de bir sonu var ki hemen ikinci kitabı merak etmemek elde değil. Bu kitabı çıkar çıkmaz okuyanlara şapka çıkarmak istiyorum çünkü serinin devamını beklemek o kadar kolay değilmiş. Şanslıyım ki bütün kitaplar çıktı ve hepsi de elimde. Yani ben kitabı beklemeyeceğim, o beni bekleyecek.

Açıkçası satın alırken beklentilerim çok da yüksek değildi. Hastası olan da vardı, beğenmeyen de. Büyük ihtimal ben de çok beğenmem diyordum ama merak da ediyordum. Biraz da risk alıp tüm seriyi bir anda aldım ve hiç de pişman olmadım. Hatta iyi ki hepsini birden almışım.

Fantastik, distopya severlerin hoşuna gidebileceği bir kitap olmuş Ölümcül Kaçış. Öyle karakterlerde bir derinlik olmasını ya da kitabın size bir şey katmasını beklemeyin. Ölümcül Kaçış size iyi vakit geçirmeyi vadediyor.

Aynı isimli bir de filmi çıktı ki inanılmaz merak içindeyim. Birkaç gün içinde izlerim diye düşünüyorum. Film için tek dileğim nooolur ama noooolur kitaba sadık kalsınlar, çok değiştirmesinler. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...