6 Eylül 2016 Salı

Kuşatma (Sissoylu #2) - Brandon Sanderson

Akılçelen Kitaplar
648 sayfa

Çok sevmeme rağmen hiç Brandon Sanderson yazısı yazmamışım ve bu benim günah çıkarmam olacak. Söylememde de yarar var bu yazı ilk kitap olan Son İmparatorluk'u okumayanlar için SPOILER içerikli olacak.

Son İmparatorluk'un sonlarında Lord Hükümdar Kelsier'i öldürmüş fakat bu onun da öleceği gerçeğini değiştirmemişti. Kuşatma ise Lord Hükümdar'ın (Lord Hükümdar adına da sinir oluyorum o ayrı konu) öldürülmesinden bir yıl sonrasından başlıyor. İlk kitabın sonundan da bildiğiniz gibi Elend kral olarak başa geçmişti. Bu kitapta da bir parlamento kurmuş, Luthadel'in ve hatta ötesinin artık eskisi gibi yönetilmeyeceğine dair olan büyük ideolojini hayata geçirmektedir. Fakat durumu iç açıcı değildir çünkü şehrin duvarlarına 50.000 kişilik ordusu olan babası dayanmıştır. Kitap aynı zamanda Miraç Kuyusu'ndan, zifirden, Alendi'den, Rashek'ten (Lord Hükümdar) bahsetmekte. Karekterlerimiz Rashek'in bu güçleri nasıl aldığını, ne gibi sonuçlar doğurduğu ve Miraç Kuyusu üzerine araştırmalar yapmakta.

Bu kitap için ne söylesem az geliyor. Okurken yaşadığım hisleri anlatabildiğim kadarıyla anlatacağım artık. Hikaye zaten dünyayı tanıdığımız için çabucak başlıyor. Vin iyice level atlamış, önüne çıkanı affetmiyor. Kelsier gelse ağzına ağzına vurur yani. Kelsier de demişken ondan da bahsetmem gerekir. Firari ölmüş de olsa da bu kitapta ön karakterlerden biri diyebilirim. Etkisi hala hem halk hem de arkadaşları üzerinde sürmekte. 

Dürüst olmam gerekirse ben Son İmparatorluk'u Elantris kadar sevememiştim. Elantris'i ilk okumuş olmamın da bir etkisi olmuş olabilir tabii. Ama Kuşatma bambaşkaydı. Son 150 sayfasını okurken kelimenin tam anlamıyla aklımı yitirecektim. Üst üste gelişen olaylar şok etkisi yarattı. Asıl şok eden şey ise bunları yaşarken kitabın bitmesine daha 100 küsür sayfa kalışıydı. Belki abartacağımı düşünürsünüz ama son 100 sayfa falan kaldığında ara vere vere okudum. Yüreğim kaldırmazdı yoksa. Sonlara doğru o heyecan kalmadı tabii. Normal bir sonla biteceğini düşünürken fena halde yanıldığımı anladım. Bittiğinde ise "N'oluyoruz ya?!" diye kalakaldım.

Kitabın kalınlığı gözümü korkutmuştu. Hatta başladığımda ilk 20 sayfayı bir saat gibi bir sürede okuyabildim. Hem önceki kitaptan notlarıma hem de kitabın sonunda yer alan yardımcıya baka baka bir sayfayı üç dakikada bitirebildim yani. Fakat her Sanderson kitabında olduğu gibi sonra gayet de hızlandı okumam. 

Üçüncü kitap olan Çağların Kahramanı'nı ilk kitap alışverişimde almayı düşünüyorum. Elimde bir de Kralların Yolu var. O da göz korkutucu derecede büyük. Ama ne kadar okursam okuyayım yetmeyecek. Diyeceğim o ki Brandon Sanderson'ı okuyalım okutturalım. Her kitabı ayrı güzel her kitabı ayrı zevkli.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...